Dil Öğrenmek Kirli Bir Şeydir

Anasayfa » Neden İngilizce Konuşamıyorum

Neden İngilizce Konuşamıyorum kursumuzun dördüncü dersi olan Dil Öğrenmek Kirli Bir Şeydir dersimize hoş geldiniz! Bu dersimizde aşağıdaki konu başlıklarına değineceğiz:

Bu makalenin dilini değiştirmek için aşağıdan istediğiniz dili seçiniz. Dili değiştirdiğiniz tüm sitenin dili de değişecektir. Tüm eğitim videolarımızın hem Türkçe hem de İngilizce altyazıları bulunmaktadır.

İsterseniz menüden English ve Türkçe linklerine tıklayarak sitesinin ve derslerin dilini istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Yeni diller eklediğimiz takdirde, orada göreceksiniz.

Ders PDF’ini İndir

Bu dersin ücretsiz PDF’ini indirmek için lütfen ücretsiz bir hesap açın veya giriş yapın.

En Sık Karşılaşılan Öğrenci Türü

Ben oldukça uzun bir süredir İngilizce öğretiyorum. Öğretmenlik hayatım boyunca karşılaştığım öğrenci türlerini bir kitaba aktarmaya çalışsam bir roman olur. Belli aralıklarla gördüğüm bir öğrenci türü ise yıllar boyunca aynı konuları ve kalıpları çalışmış ve onun ötesine geçmekten korkan bir öğrenci türüdür.

Hatalı ders çalışan öğrenci türü
Hatalı ders çalışan öğrenci türü

Örnek vermek gerekirse, bir öğrencim bana İngilizce’yi ilk olarak lise öncesi hazırlık sınıfında öğrenmeye başladığını söylemişti. Kendisi şuan özel bir şirkette yaklaşık 5-6 yıldır çalışıyor, yaşını söylememe gerek yok, tahmin edebileceğinizi düşünüyorum. Neyse, bu öğrencim – üniversiteye başladıktan sonra – İngilizce’si yetersiz olduğu içinde bir kez daha hazırlık okumak zorunda kalmış ve öğretmenlerine yalvar yakar 3 sene sonra kendi bölümüne geçiş yapabilmiş. Üniversitede ara sıra sadece İngilizce işlenen dersleri de olmuş, ama tahmin edebileceğiniz üzere fazla üzerine düşmemiş. Bu derslerden de hazırlık sınıfı öğrencisiyken uyguladığı yöntemin aynısıyla geçmiştir. Mezun olduktan sonra özel bir şirkete girmiş ve orada mühendis olarak çalışmaya başlamış. Şirketteki pozisyonu gereği İngilizce’yi sözel olarak pek kullanması gerekmiyormuş. İngilizce konuşmasını gerektiren durumlar ise belki yılda bir iki kere yurtdışından kendi şirketlerine gelen bazı personelle merhabalaşma ve şirketteki pozisyonunu anlatmak dışında bir şey değilmiş.

Devam etmeden önce bu öğrencimi çok sevdiğimi ve değer verdiğimi belirtmek isterim. Kendisiyle halen ara sıra telefonda konuşuruz ve imkanlar el verirse bir yerde oturup çay kahve de içeriz. Bu örneği vermemin sebebi ise aslında bu örneğin ona has bir şey olmamasıdır. Birçok öğrencim benim ısrarlarıma rağmen bu hatayı yapmaya devam ediyor. Neyse, arkadaşımız aslen çok çalışkan bir öğrencimdir ve özel derslerimiz sırasında hep çok çaba göstermiştir. Ama bu arkadaşımızın ısrarla üstesinden gelemediği bir problemi vardır, buda özgüven eksiliği ve aşırı garanticiliğidir.

Böyle Bir Karakteriniz Mi Var?

Garanticilik hayat kurtaran bir özelliktir, sonuçta gereksiz riske girmektense mantıklı ve olumlu sonuç doğuracak risklere girmek her zaman daha iyidir. Benim de garantici bir yapım var, ama zaman içerisinde bu özelliğimi törpülemem gerekti çünkü bazı şeyleri saplantı haline getiriyordum. Kendimle alakalı konu dışı örnekler vermektense bu arkadaşımızın yaptığı bir hatayı anlatmak istiyorum. Kendisi mükemmeliyetçiydi, ama işin garibi bu özelliğini en çok dil öğrenmede kullanıyordu. Kendisiyle bir sohbet sırasında bana son 10 yıldır Present Simple Tense – yani Geniş Zaman Çekimini – çalıştığını ve hala mükemmel bir şekilde kullanamadığını söyledi.

Çekingen ve mükemmeliyetçi olma - harekete geç!
Çekingen ve mükemmeliyetçi olma – harekete geç!

Arkadaşlar, 10 yıl boyunca aynı şeyi yaptığınızı düşünün. Bir süre sonra bu şeyi neden yapmaya başladığınızı unutursunuz ve eziyete dönüşür. Bu durum bana birçok yazarın yaşadığı Tıkanma Sendromunu hatırlatıyor. Bazı yazarlar her şeyi mükemmel yapmak adına en küçük detaya takılırlar. Bazen o detayı mükemmelleştirmek adına romanlarında yazdıkları bölümü tekrar tekrar yazmaya devam ederler ve bir süre sonra hiçbir şey yazamaz hale gelirler. Belki o şey romanlarında çok küçük bir yer kaplayacak, ama onlar onu mükemmel bir şekilde anlatmaya çalışıyorlar ve hikayenin geri kalanını unutup gidiyorlar. Tıkanma Sendromu hayatımızın her alanında yaşayabileceğimiz bir şeydir. Bu sendromdan özellikle Mükemmeliyetçi insanlar daha fazla muzdarip oluyorlar.

Daha önceden de bahsettiğim üzere bende hem bu sendromdan hem de Mükemmeliyetçilikten muzdariptim, ama gördüğüm ve yaşadığım bir şey sonucunda sonunda hayatıma bir yön verebildim. Size şimdi yaşadığım bu olayı anlatacağım.

Esrarengiz Tüccarların Hikayesi

Ben hayatımın yarısını Türkiye’de yarısını da değişik ülkelerde geçirdim. Çok genç yaşta değişik ülkelerden değişik insanlarla tanışma ve sohbet etme ayrıcalığım oldu. Bunu bir ayrıcalık olarak görüyorum çünkü bazı insanlar ömürlerini hep aynı insanlarla ve aynı şehirde yaşayarak geçiriyorlar ve bence bu oldukça üzücü bir durum. Dünya’da keşfedecek ve deneyimleyecek o kadar güzel şeyler var ki. Neyse yaklaşık 1 sene kadar işim gereği İstanbul’da yaşadım. İstanbul’daki en renkli ortamlardan biri bence Fatih’teki Kapalı Çarşıdır. Buraya girdiğinizde normalde karşınıza çıkmayacak değişik ülkelerin insanlarıyla karşılaşabilirsiniz. Bu insanların bir kısmı benim gibi Kapalı Çarşı’nın büyüsünden etkilenmiş turistlerdir. Elbette benim burada odaklanmak istediğim turistler değil, bu turistlere kendi ürünlerini satmaya çalışan satıcılardır. Eğer yolunuz buraya hiç düştüyse, bu satıcıların birçoğunun birden fazla dil konuşabildiğini fark etmişsinizdir. Kendi mağazalarının önünden geçen turistlerin ilgisini çekebilmek için muhtemelen bin bir çeşit yöntem geliştirmişlerdir. Size garanti edebilirim ki burada çalışan insanların büyük bir kısmı üniversite okumamıştır, hatta liseden bile mezun olmayanlar olabilir.

Kapalı Çarşı satıcıları gibi özgürce İngilizce konuşun!
Kapalı Çarşı satıcıları gibi özgürce İngilizce konuşun!

Şimdi dersin başında anlattığım üniversite mezunu ve özel bir şirkette çalışan öğrencim ile buradaki satıcıları kıyaslayalım. Kendi öğrencim hayatı boyunca İngilizce’yi doğru dürüst kullanmaya çaba sarf etmemiştir, ona göre bir şeyi mükemmel öğrenmeden bir sonraki aşamaya geçmek doğru değildir. Diğer taraftan satıcı ise bırakın İngilizce kursuna gitmeyi, İngilizce bir kitap bile okumamıştır. Buna karşın, karşısındaki yabancılarla çok kolay sohbet edebiliyor. Peki bunu sizce nasıl başarmış? Bunun oldukça basit bir cevabı var; İngilizce’yi yaşayarak öğrenmiş. Bakın, bunu bir önceki dersimde size biraz anlatmıştım. İngilizce’yi yaşadığınız takdirde o dili konuşabilir hale gelebilirsiniz. Yabancı bir dili sadece kitap okuyarak öğrenmeniz ve uzmanlığa ulaşmanız çok zordur.

Artık Elinizi Kirletin!

Evet, Kapalı Çarşı’daki satıcının İngilizce’si oldukça kirli ve dilbigisel olarak bozuktur. Kullandığı cümleler hep kendini tekrar eden yapılardır ve genellikle 40-50 kelimeden fazla bilmiyordur, ama ne önemi var ki! Çünkü hergün İngilizce konuşuyor ve işini görüyor. Elbette sizden istediğim bu satıcının yaptığı gibi sadece belirli kalıplar ve kelimeler ezberlemeniz değildir, çünkü o zaman fazla bir yol kattemezsiniz. Sizden istediğim, onların yaptığı gibi çekinmeden elinizi kirletmenizdir.

Çiftçiler gibi elinizi kirletin. İngilizcenizin üzümünü yiyin!
Çiftçiler gibi elinizi kirletin. İngilizcenizin üzümünü yiyin!

Dil öğrenmek kirli bir şeydir. İlk seferde bir dil bilgisi kuralını mükemmel kullanmanız mümkün değildir. Yeni öğrendiğiniz bir kelimeyi de ilk seferde mükemmel telaffuz etmeniz de çok zordur, ama önemli olan bu değil. Önemli olan öğrendiğiniz şeyleri aynı gün içerisinde veya en azından bir sonraki gün içerisinde gerçek insanlarla kullanmanızdır. Dışarı çıkın, yabancı insanlar bulun ve onlarla İngilizce altyapınız elverdiğince konuşmaya çalışın. Dışarı çıkamasanız bile internetten yabancı insanlarla tanışabilir ve İngilizce konuşabilirsiniz. Hata yapmaktan korkmayın, hatalar zamanla düzeltilebilir. Evde takılıp dil bilgisi kitabından İngilizce öğrenmeye çalışıp bunu gerçek hayatta kullanmamak yapacağınız en büyük hatadır. Bu hataya düşmeyin ve İngilizce’yi yaşayarak öğrenin. Çiftçiler bile toprakta çamur ve pislik içerisinde çalışıyorlar ama yetiştirdikleri fidan büyüyünce üzümünü afiyetle yiyorlar, değil mi? Sizde dışarı çıkın ve elinizi kirlenmekten korkmayın! Emeklerinizin üzümünü yiyin! İngilizce böyle öğrenilir!

Dersimizin sonuna geldik, umarım beğenmişsinizdir!

Aşağıdaki linklerden ödevinize ulaşabilirsiniz. Ödevler hem Türkçe hem de İngilizce olarak vardır:

Türkçe Ödev

Dil Öğrenmek Kirli Bir Şeydir

İngilizce Ödev

Learning a Language is Dirty

Bu dersi beğendiyseniz lütfen kullandığınız sosyal medya sitesinde paylaşın. Bize en güzel desteği, başka insanlara ulaşmamızı sağlayarak yapabilirsiniz. İster aşağıdan yorum yapabilirsiniz isterseniz de forumlarda tartışmalara katılabilirsiniz. Bir sonraki ders için Sonraki Ders tuşuna basabilirsiniz.

Dersimizi Lütfen Paylaşın!

Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
0
Lütfen düşüncelerinizi bizimle paylaşın!x
()
x